13.07.2015

Centilmen Piç Serisi - Gentleman Bastard Series by Scott Lynch






Kitap adı : Locke Lamora'nın Yalanları (Centilmen Piç, #1)



Yazar adı : Scott Lynch

Çevirmen : Cihan Karamancı
Orjinal Adı : The Lies of Locke Lamora (Gentleman Bastard, #1)
Tür : Fantastik, Gizem

Sayfa sayısı : 584
Yayınevi : İthaki Yayınları / 2014

GR puanı : 4.28


Arka kapak : "Locke Lamora'nın Yalanları en sevdiğim on kitap arasında bulunuyor. Belki de ilk beştedir. Kitabı okumadıysanız, okumalısınız. Okuduysanız, muhtemelen yeniden okumalısınız…"
-Patrick Rothfuss-

"Canlı, orijinal ve çekici. Muhteşem bir şekilde yazılmış." 
-George R.R. Martin-

"Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğney­le ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk… çok fazla çalıyor." Camorr şehri, tarihi boyunca pek çok soysuzluğa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, hırsızlığa tanıklık etmiş, büyülü atmosferinde her birini tek tek sindirebilmiştir; Camorr'un Belası'nın ismi şehrin nemli duvarlarında yankılanana dek… Camorr'un Belası'nın yenilmez bir silahşor, usta bir hırsız, duvarlardan geçebilen bir hayalet ve fakirlerin dostu olduğu söylenir. İşte o efsanevi "Bela" narin yapılı, gözü kara ve becerikli Locke Lamora'dır. Locke kimsenin beceremediği bir ustalıkla zenginleri soymasına rağmen, bir başka efsanedeki büyük okçunun aksine çaldıklarından fakirlere tek bir kuruş bile koklatmaz. Locke'un tüm kazancı kendisi ve isimlerinin hakkını fazlasıyla veren hırsızlar çetesi Centilmen Piçler içindir.

Onların sahip olduğu tek ev olan ve her türlü dümen, hile ve numaralarını gerçekleştirdikleri kadim Camorr şehrinin kaprisli ve renkli yeraltı dünyası, içten içe çürümekte ve gizli bir savaş yüzünden parçalanmaktadır. Tek ayak üzerinde onlarca yalan söyleyen Locke ve çetesi, bu büyülü dünyada bu kez tek ayaklarını bile yere basamadan içerisine düştükleri ölüm oyunundan kurtulmak zorundadır. Yarattığı dünya ve kuvvetli kalemi sayesinde Patrick Rothfuss, Brandon Sanderson gibi isimlerle adı sık sık anılan Scott Lynch, çarpıcı romanı Locke Lamora'nın Yalanları'ında bir macera kitabının sürükleyiciliğini, bir fantastik kitabın yaratıcılığıyla birleştirip üzerine George R. R. Martin'in okuyucuyu beklemediği yerden vurmayı başaran anlatımını katıp, bizlere eşsiz bir hayal dünyası sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)


Şahane bir kitapla haftaya başlıyorum ve umuyorum okumaya karar vereniniz olursa en az benim kadar keyif alır bu kitaptan :)

Eveettt, bakalım! Neresinden tutup başlasam bu kitabı yazmaya acaba?

Öncelikle anlatılmaz yaşanır olduğunu söylemem gerek :D

Kitap biraz kalın ve diğer kitaplara göre boyutu biraz daha büyük. Puntolar normal ama yine de ağır ilerliyor. Ayrıca çok çok keyifli, zekice, komik, gizemli, tahmin edilemez gibi gibi gibi gider bu sıfatlar :)

Biraz konuya değineyim. Kimdir Locke Lamora? 

Kendisi bir hırsız olur. Ufakta bir çetesi bulunmaktadır. Bu çetenin adı ise Centilmen Piçler'dir. Bu çete bir hırsız çetesi olduğu için bize de yaptıkları hırsızlıkları okumak kalıyor. Tabii olay bu kadar basit değil. Öyle birinin cüzdanını çalmak değil yaptıkları. Çok daha karmaşık, ciddi organizasyon gerektiren, hataya yer açmayan, tehlikeli vurgunlardan bahsediyorum.

Olaylar Locke'un çocukluğuyla başlıyor. Sayfalar aktıkça Locke Lamora'yı, Centilmen Piçler'in her bir üyesini yavaş yavaş tanıyoruz. Ne tür karakterler olduklarını öğreniyoruz. 

Değinmem gereken bir başka nokta kitabın her kesime keyif vermeyeceğidir. Türünü seviyor olmanız gerek. Çünkü bu tarz romanlar ağır ağır işlenir. Bu da sabırsız bir okuyucuysanız sizi sıkabilir. 'Bu muydu yaa?' deyip çıkarsınız ve bu güzelliğe yazık ettiğinizin farkına varmazsınız. 

Kitapta çok değişik bir Dünya anlatılıyor. Aslında bizim yaşadığımız Dünya, ama farklı. Şehirler, insanlar, topluluklar vs. vs. Tanıdık, alışık olduğumuz şeylerden bulmak zor. O yüzden bir adaptasyon süreci geçireceksiniz. Bu arada (bana olmadı ama) sıkılmanız da olası. Tavsiyem şu: Pes etmeyin! Devam edin! Alışmanız zaman alacaktır, uyarmadı demeyin ;)

Teatral bir anlatımı var. Bütün kitap böyle değil tabii, aralarda böyle dokunuşlar var ve benim çok hoşuma gitti.

Kitap okuru duygudan duyguya sürüklüyor. Acımasız bir yazarımız var, bilginiz olsun. Öyle bir yer vardı ki 'Ne? Ne yaptın?' diye bağırmak istedim ama toplu taşıma aracında okuyunca insan, kendini tutmak zorunda kalıyor maalesef :D 

Yazarın ilk kitabı olduğu bilgisini de vereyim. İyi ki yazmış diyorum. Olacakları, olayları tahmin etmeye çalıştım ama her seferinde yazar beni şaşırttı. Gidişatı kestiremiyorsunuz. 

Yazar zeki bir adam. Kalemiyle öyle güzel oynamış ki, resmen kendi kendiyle yarışmış. Aynayı almış karşısına. Bir taraftan karakterlerinin başını belaya sokmuş, diğer taraftan kurtarışını hazırlamış. Tam kurtulmak üzereyken yeni bir belaya bulaştırmış, sonra oradan da sıyırmış. Yazmış yazmış, kendini alt etmeye çalışmış. Biraz karışık mı anlattım? Okuduğunuz zaman bu paragrafla ne anlatmak istediğimi gayet net anlayacaksınız :)

Gereksiz buluduğum bir yer vardı, ama o da başka bir şey için gerekli bir bölümdü. Bana yine de gereksiz geldi. E, olsun o kadar kusur değil mi? Buldum bunamayayım :D

Kitabın ilk sayfasında Warner Bros.'un, kitabın film haklarını satın aldığı yazıyor. Nasıl mutlu oldum anlatamam :)) Ayrıca seride tam 7 kitap olacak. 4.sü 2015/Eylül'de yurtdışında satışa çıkacak. Ülkemizde ilk 2 kitap yayınlandı. Böyle uzun soluklu olması beni çok çok memnun etti. 

Benim kitabı bitirmem 10 günümü aldı. Biraz zamansızlıktan da kaynaklanıyor bu durum ama bir yandan da sindire sindire okuma şansını elde etmiş oldum, güzel oldu.

Kitaptan alıntılarımı da paylaşayım sizinle.


"Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğneyle ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk... çok fazla çalıyor."  
(Syf, 21)

Peder Zincir'in de bir zamanlar dediği gibi, en iyi kılık değiştirmeler, surata boyananlardan ziyade kalpten gelenlerdi. (Syf, 153) 

 Kurban kontrolün ne kadar kendi elinde olduğunu zannederse gerçek kontrole o kadar kolay tepki verir.  (Syf, 233) 





"Nasihat. Yıllar bir tür simyasal oyun oynayarak insanın gevelemelerine saygınlık kazandırır. Kırkında nasihat verirsen dırdırcısındır. Yetmişinde alim." (Syf, 356) 

 "Madrabaz Bekçi'yi gördüğün zaman," dedi Locke, bir şeyi ellerinde bükerek, "ona Locke Lamora'nın yavaş öğrendiğini ama öğrendiklerini asla unutmadığını söyle." 
(Syf, 390) 

 "...Eskiden beri en iyi sahte kılığın insanların ön yargıları olduğunu düşünmüşümdür..."(Syf, 515)

 "Hangi hırsız elindekini tutmak istemez ki?"
 "Daha iyisine sahip olan bir hırsız," dedi Locke. (Syf, 562) 

 "Eski günahlar asla en az beklenen anda tekrar yüzeye çıkamayacak kadar derine gömülemezler..." (Syf, 577) 


İthaki Yayınları turnayı gözünden vurmuş diyorum ve yazıma burada son veriyorum. 



Sevgiler :) 





Kitap adı : Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler (Centilmen Piç, #2)



Yazar adı : Scott Lynch

Çevirmen : Cihan Karamancı
Orjinal Adı : Red Seas Under Red Skies (Gentleman Bastard, #2)
Tür : Fantastik, Gizem

Sayfa sayısı : 696
Yayınevi : İthaki Yayınları / 2015

GR puanı : 4.22


Arka kapak : Usta hırsız ve dolandırıcı Locke Lamora ile ölümcüllüğünden hiçbir şey kaybetmemiş Jean Tannen, evlerinin ve geçmişlerinin enkazından kaçmış, Camorr'un Belası ise Camorr'suz kalmıştır. Ancak oradan oraya sürüklenmek Centilmen Piçler için bile bir seçenek değildir, onlar da en iyi yaptıkları işe geri dönerler… Bu kez hedefleri Tal Verrar şehir devleti ve şehrin en korunaklı, görkemli binası Günahane'dir.

Görüp görülebilecek en büyük kumarhane olan ve oradan bir tek sikke çalıp hayatta kalanın olmadığı Günahane, Locke'un direnemeyeceği türden bir hedeftir…

… fakat Locke'un kusursuz suçunun beklemesi gerekmektedir.

Çoksatan serisi Centilmen Piç'in ikinci kitabında Scott Lynch, açık denizlerin ve en alçakçasından kurnazlıkların eksik olmadığı sürükleyici öyküsünü, kırılma noktasına kadar sınanan bir dostluğu anlatarak dokuyor ve sarsıcı kalemiyle okurların hayal dünyasını alabora etmeye devam ediyor.


Geldik 2. kitaba :)

Kitabı edinmekte geç kalmadım aslında. Okuyacağım için de çok heyecanlıydım. İlk kitabın etkisi bende müthiş oldu malumunuz :D

Vakit kaybetmeden başladım. Ama bitirmem epey uzun sürdü. Bu biraz benim vakitsizliğimden, biraz dış sebeplerden, biraz da Locke'la 3. kitap çıkana kadar tekrar görüşemeyeceğimi bildiğimden böyle oldu. 



Kitabımız kalın, çetrefilli, yalanlar yumağıyla dolu bir macera içeriyor. Bu kez kahramanlarımız başlarını beladan belaya sokuyorlar. Bela yumağı öyle hale geliyor ki, finalde sizi ööyyle son sayfaya bakarken bırakıyor. Yani o 3. kitap varya o 3. kitap! Hemen gelmeli sevgili İthaki Yayınları!!! 

İlk kitabı seven sevgili okurlar, bu kitap da sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Biraz uzun ve ciddi bir kördüğüm anlattığı için sizi yorabilir sadece, hepsi bu.

Sevgiler :) 

1.07.2015

The 100 (2014 - Dizi)







Dizi Adı : The 100
Orjinal Adı : The 100
Yapım Yılı : 2014 -
Yönetmen : 
Dean White, Omar Madha, P. J. Pesce
IMDb puanı : 7.9
Tür : Dram, Bilim - Kurgu
Süre : 43 dk. 







Konusu : The 100, Kass Morgan’ın yakında çıkacak olan aynı adlı kitap serisinden uyarlanan bir kıyamet sonrası draması.

97 yıl önce nükleer Armageddon, Dünya’nın büyük bir kısmını yok etmiş, birçok medeniyeti çökertmiştir. Hayatta kalan 12 farklı ulustan, toplam 400 kişi ise dünyayı terk etmiştir. Yıllar içinde uzayda kaldıkları bu yerde 3 nesil yetişmiştir ve insan sayısı 4000′e ulaşmıştır. Bu gruplarda ölüm cezası ve nüfus kontrolü gibi sert uygulamalarla kurulan bir düzen vardır. Şimdi kaynakları tükenme noktasına gelmiştir ve bu 12 grup, bir araya gelip tekrar hayatta kalmanın yollarını aramaya başlarlar. Çözüm olarak elbette ki Dünya’ya dönmek akıllarına gelir fakat Dünya’nın halen yaşanabilir olup olmadığını bilmemektedirler. Bunu test etmek için de 100 adet mahkum genç insanı Dünya’ya gönderirler. Kimi uzayla bağını koparmak isteyen, kimi hükümetinin verdiği görevi yerine getirmek isteyen bu gençler arasında daha gelir gelmez gruplaşmalar, lider olma çabaları, sürtüşmeler başlar. Fakat onların aralarındaki bu farklılıkları aşmaları; bir yığın bilinmezlik ve tehlikeyle dolu olan yeryüzünde hayatta kalmaları için iş birliği yapmaları gerekmektedir.


Dizinin tanıtımını ilk görüşümü hatırlıyorum. Çok ilgimi çekmişti ve izleme listeme almıştım. 

Yukarıda gördüğünüz resim Dünya'dan kaçmayı başaran insanların yaşamlarını sürdürmeye çalıştıkları uzay gemisi, Ark.

Nükleer felaket sonrası, uzayda yaşam mücadelesi veren insan ırkı tam 3 nesil atlatmış. Ark'ta yaşıyorlar. Hükümet, nüfus artışı nedeniyle büyük sıkıntı içinde. Düşünsenize, 400 olmuş 4000! Durumları o kadar çıkmazda ki en ufak bir hata idam cezasına çarptırılmalarına yol açıyor. Çıkış yolu bulamayan yönetim, 18 yaş altı ve mahkumiyeti devam eden 100 kişilik bir grubu Dünya'ya göndermeye karar veriyor. 

İlk sezon oldukça aksiyon odaklı. Bu arada insan ilişkilerine de yer verilmiş. Ara ara karakterlerin geçmişlerine bakış atıyoruz. Bir yandan da Dünya'da verdikleri yaşam mücadelesini izliyoruz. Toplam 13 bölüm.

Sevdim diziyi. Görsel olarak da beğendim. Bazı bölümler fazla karanlık olduğundan, kimin nerede olduğunu görmeye çalışmak biraz can sıkıcı sadece. 2. sezona da giriş yaptım ama henüz tamamlayamadım. 


Yorumlarda 2. sezonun çok daha fazla beğeni aldığı dikkat çekiyor. Yani diziyi yarım bırakmaya niyetim yok :D

Uyarlama olarak bakıldığında durum (ilk sezona bakarak değerlendiriyorum) pek iç açıcı değil. 

Ana hatlar haricinde kitapla benzerlikleri çok çok az. Kitap ne kadar durgunsa dizi bir o kadar hareketli. 

Aslında bu diziye uyarlama gözüyle bakmamak gerek. Bakmayın! Benim gibi hayal kırıklığına uğramayın!!

Kitabın yazarı Kass Morgan, dizinin senaristliğini de yapıyor aslında ama neden bu kadar fark olmasına müsaade etti? Buna anlam veremiyorum. 

Dizi olarak bakıldığında böyle bir konuya aksiyon mutlaka lazım. Güzel de olmuş, söylediğim gibi sevdim de ama uyarlama dizi olduğu için bu kadar fark olmasını yadırgamadan edemiyorum :/

İlk sezon zaten tanışma sezonu olduğundan ilk bir kaç bölüm kimin kim olduğunu öğreniyoruz. Karakterleri tanımaya başlıyoruz. Henüz karakterler arasında favorim yok. Öne çıkan bir kaç isim var sadece o kadar ;)

Böyle de ip ucu vereyim merak edenlere :D




Sonuç olarak elimizde büyük bir grup genç var. Belki eften püften, belki ciddi suçlardan ceza almışlar. Aynı zamanda asiler! Dünya'ya ilk ayak basışları. Neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlar ve haklılar. Çünkü Dünya yaşanılır hale gelmiş olsa bile akıllarına gelmeyecek tehlikelerle dolu. 

Kimse kimseye güvenemiyor. 

Böyle bir grup içinde çıkabilecek kaosu bir düşünün, dizinin aksiyonunu az çok tahmin edebilirsiniz :)


Ana karakterlerimizin bir kısmı ise şöyle:






Soldan sırayla gidelim:

1 - Bellamy Blake (Bob Morley), kendisi Dünya'ya gönderilen geminin kaçak yolcusu.

2 - Finn Collins (Thomas McDonall), liderlik potansiyeli taşıyan karakterlerden biri.

3 - Clarke Griffin (Elize Taylor), Ark doktorunun kızı. Kendiside bu yönde eğitim almış biraz. O yüzden grup için çok önemli bir karakter.

4 - Jasper Jordan (Devon Bostick), diziye renk katan karakterlerden biri. Bir ara fena üzdü yalnız...

5 - Octavia Blake (Marie Avgeropoulos), yıllar yılı kapalı kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuştuğundan ne yapacağını pek kestiremeyeceğiniz bir karakter. Kendisi Bellamy'nin kardeşi olur. Yani Bellamy'nin kaçak yolcu olma sebebidir. 




İşte bu 100 kişi Dünya'da onlardan başka insan olmadığına, kalmadığına inanıyor. 

Peki ya yanılıyorlarsa? 








Gençlik dizisi olduğundan aşırı beklentiye girmemenizi ve kitabı okuduysanız, okuduklarınızı tamamen ayrı bir rafa kaldırıp diziye öyle başlamanızı öneririm.


Sevgiler :)

25.06.2015

Sen Gittiğinden Beri - Bully by Penelope Douglas







Kitap adı : Sen Gittiğinden Beri


Yazar adı : Penelope Douglas

Çevirmen : Ecem Kodak
Orjinal Adı : Bully (Fall Away, #1)
Tür : Yeni Yetişkin, Aşk

Sayfa sayısı : 416
Yayınevi : Aspendos Yayınları / 2015

GR puanı : 4.18


Arka kapak : Derinden gelen bir sesle konuştu. "Bence arkadaşlığın ötesinde bir yere gidiyoruz Tate ama bu lanet şeylere yol açacak." Keskin kelimeleri beni kırdı ve derin bir nefes aldım. Onun için hiçbir şey ifade etmiyor muydum? Gözümde biriken yaşlar yüzünden etrafı bulanık görmeye başladım. Yüzümdeki acıyı görmüş olacak ki sert ifadesi gitti ve gözlerini yere dikti.

"Tate." Bana doğru yürümeye başladı, sesi daha yumuşaktı... Bu sırada cebimden fotoğrafı çıkarttım ve onun göğsüne iliştirdikten sonra hızla eve koştum. Evin içine girene kadar ağlamamak için kendimi tuttum. Bu bir daha olmayacaktı.

Kapıyı kapatıp kilitledikten sonra onun zalimliğine ve kendi akılsızlığıma ağladım. Başımı yavaşça kapıya vurdum ama darbeler zedelenen gururumu onarmaya yetmiyordu. Jared beni hak etmemişti ama küçük bir uğraşla beni elde etmişti. Bu bir daha olmayacaktı.
(Tanıtım Bülteninden)


Bugünkü konumuz kapağıyla dikkatimi çeken bir kitap.

Hayal kırıklığı içindeyim :((((

Hemen sert girmeyeyim, önce bir sakin olayım...

Arka kapak pek fikir vermiyor, gördüğünüz üzre. GR puanı gayet iyi. Fakat kitaba başlayınca ne göreyim. Yaş 16! Araya 1 yıl giriyor yaş 17, kitap bitiyor yaş 18!!! Yani olmuş mu? Bu yaşı anlatan bir kitaba böyle kapak olmuş mu?????? Hadi kapağıyla okuru yanılgıya düşürdün, bari arka kapakta biraz konudan bahsette bizde ne okuyacağımız bilelim değil mi ama? 

Ben size bahsedeyim efendim konudan. 16 yaşında lise öğrencisi bir kızımız var. Adı Tate. 1 yıllığına eğitim için Fransa'ya gidecek. 1 yılın sonunda okuluna geri dönüp son senesini tamamlayacak ve üniversiteye doğru yol alacak. 

Fakat liseye başladığından beri kızımızın başında bir bela var. Bu belanın adı Jared. 

Aslında bu iki genç çocukluklarından beri çok yakın arkadaşlarmış. Ama bir gün ne olduysa çocuk kıza kaba davranmaya başlamış. Sanki Tate'in en yakın arkadaşı gitmiş yerine zorbanın biri gelmiş. Zavallı kızımız neler çekmiş neler. Jared azmetmiş, her yaptığıyla Tate'i bütün okula rezil edip durmuş. 

Tate Fransa'ya gitmeden önceki gece bir okul partisine gidiyor. Jared'ta partide ve Tate'in gidişinden önce son zorbalığını da yapıp kızı yine herkese rezil ediyor. 

Veee 1 yıl sonra...
Birbirinden nefret eden iki genç, artık zorbalığa boyun eğmeyecek bir kız, erkeğin sırları ve dalaşmalarla geçen bir kitap. 

Aslında konu güzel. Ama kız karakterde problem vardı bana göre. Yani güçlü görünmeye çalışıyor ama iç sesi ortalığı karman çorman etti. Hani karakter güçlü görünmeye çalışır fakat içten içe korkaktır ya da içten de güçlüdür ve boyun eğmez. Ama bu kız söylediklerimin karmaşası içinde sürekli. Yani tam olarak ne yapmaya çalıştığına anlam veremedim bir türlü. 

Yalnız bu negatif etkinin yoğun bir kısmının çeviriden kaynaklandığını düşünmeden edemiyorum. Çünkü öyle yerler var ki 'ne dedi bu şimdi' deyip durdum. Zaten cümlelerden de sıkıntı olduğu rahat rahat anlaşılıyor. Orjinalini okumadım, o yüzden kesin yargıyla yaklaşmak istemiyorum. Yazarın anlamsız atlamaları olmuş sık sık veya çeviri yetersiz ki bende epey kafa karışıklığıyla okudum kitabı. 

Bu kitap Fall Away serisinin ilk kitabı. Seride 4 kitap ve bir novella var. Bu 1 adet novella da erkek karakter Jared'ın ağzından anlatılmış. Kitabın sonunda bu novellaya ait 11 sayfalık bir bölüm var. Gerçekten şu an okur muyum okumaz mıyım bilmiyorum. 

Tate'den zaten pek hoşlanmadım. Jared'ı da nereye koyacağımı bilemedim. 
Bu kitap aslında 2 puanlık bana göre ama karmaşasına rağmen akıcıydı. 1 günde bitirdim. Bunun hatrına 3 puan aldı benden. Sonra 3 puan yine fazla geldi. Neticede 2 puanda karar kıldım :D

Tavsiyem indirimde falan bulursanız, okumaya kitap bulamadığınız bir zaman dilimindeyseniz alıp okumanız olacak. 

Nasıl bir 'bestseller' bu kitap ve nasıl 4.18 gibi bir puan almış anlamadım ben bu işi :/ 

Ayrıca klasik olarak noktalama işaretlerinde de sık hatalar yine gözünüze batacak.

Aranızda okuyanınız varsa lütfen aşağıya yorum bıraksın. Kolay kolay bir kitaba negatif söz edecek biri değilim çünkü. 

Sevgiler :)



24.06.2015

Tehlikeli Temas - Fallen Too Far by Abbi Glines






Kitap adı : Tehlikeli Temas (Rosemary Sahili, #1)

Yazar adı : Abbi Glines
Çevirmen : Derya İmer Aydınlık
Orjinal Adı : Fallen Too Far (Rosemary Beach, #1)
Tür : Yeni - Yetişkin, Aşk

Sayfa sayısı : 256
Yayınevi : Pegasus Yayınları / 2015

GR puanı : 4.26






Arka kapak : Bambaşka dünyalardan gelen iki üvey kardeş… Asla sizin olmaması gereken şeylere duyulan arzu…

Blaire Wynn'in en son istediği şey babasının yeni ailesinin yaşadığı Florida'daki Rosemary Sahili'ne taşınmaktır. Ancak seçim şansı yoktur. Bir hastalık yüzünden ölen annesi, ardında yüklü borçlar bıraktığı için Blaire'in Alabama'daki çiftliği elinde tutması mümkün değildir.

Koltuğunun altındaki tabancayla kamyonetini zengin sahil kasabasına çeken Blaire buraya asla uyum sağlayamayacağını bilmektedir. Babasının Paris'e gittiğini ve onu yeni üvey kardeşi Rush Finlay'le yalnız bıraktığını öğrenince daha büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İnsanları hor gören, hiçbir şeyden pişmanlık duymayan, adı çıkmış bir rock yıldızının oğlu olan Rush yakışıklı olduğu kadar şımarıktır da… Ve Blaire'i gördüğü anda genç kızın kanına girer.

Yaz ayları ilerledikçe genç kadın, Rush'ın asla tahmin etmediği yanlarını görecek ve birbirlerine karşı hisleri görmezden gelemeyecekleri kadar güçlenecektir. Ancak Rush, Blaire'in tüm dünyasını yıkacak bir sır bilmektedir. Blaire genç adamın tehlikeli temasına kendini kaptırmadan önce bu gizemi ortaya çıkarabilecek midir?

"En sevdiğim Abbi Glines kitabı olarak listemin zirvesine yerleşti."
-Colleen Hoover-
(Tanıtım Bülteninden)

Bir hafta ortasından kocaman selamlar :)

Türkçe'ye çevrilmesini beklediğim bir serinin ilk kitabı Pegasus Yayınları'ndan çıktı ve bende direk saldırdım :D


Geçen yıl bu seri ile ilgili bir çok blogger yazılar yazdı, paylaştı. Merakım cezboldu tabii. Bende orjinalini okumaya başladım. Anlaşılması kolay bir dil. Yani öyle sağlam bir İngilizce'ye gereksinim duymuyorsunuz. Bende o hızla bu seriden 4 kitap okumuştum. Sonra Pegasus, kitabı yayınlayacağını duyurdu. Çok mutlu oldum tabii ;)


Kitabı hatta seriyi ne kadar sevdiğimi az çok anladınız sanırım. Ama müthiş bir seri gibi bir çıkarımda bulunmayın. Kitaplar kısa ve ciddi anlamda akıcı. Nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Sevimliler. Ve kitap kapağından da anlayacağınız üzre seksiler :) 

Instagram'da bir kısmın, kitabın bu kapakla yayınlanmasına karşı çıktığını gördüm. Aslında kapak içerikle çok uyumlu. Bence güzel bir iş yaptı Pegasus ama tabii tutupta bu kitabı her yerde elinize alamazsınız. Maddi özgürlüklerini henüz kazanamamış, kitaplarını büyüklerine aldıran okurseverler için de durum iç açıcı değil. Yani babama ya da anneme 'bu kitabı almak istiyorum' diyemezdim sanırım :/ Kapağın orjinal kalması, kitabı okumak isteyen kesimin bir kısmı için talihsizlik oldu maalesef. 

Yalnız şöyle bir durum var. Kitabı zaten ulu orta gezdirmenize gerek yok. Benim gibi böyle çerez ve sevimli kitaplar olmalı diye düşünenlerdenseniz, sizde nasıl bittiğini anlamayacaksınız bile. Ki ben ne olacağını bilmeme rağmen elimden bırakamadım. Bitirdim ve sonra yine ne olacağını bilmeme rağmen keşke serinin devamı da çıkmış olsaydı dedim.

Konuya geleyim mi? Evet geleyim :D 

Blaire 19 yaşında, annesini yeni kaybetmiş, hayatın acılarıyla çok genç yaşta tanışmış sapsarı saçlı, Barby bebek gibi bir kız. 5 yıl önce ikiz kız kardeşinin ölümüyle babası evi terk etmiş. Sonra annesi hastalanmış ve kızımız ergenliğini yaşayamadan ağır yükleri sırtlanmış. Annesinin ölümünden sonra harç borç sıkıntısıyla karşılaşmış ve kalmış 5 parasız. Hayatta ona kalan tek insanı yani babasını, istemeye istemeye aramak zorunda kalmış. Niyeti bir iş bulup para kazanmak ve kendi kendine geçinmeye, bir hayat kurmaya başlamak. 

Babası da 'atla gel yanıma' demiş. Kızımız düşmüş yollara. Cebinde kalan 20 dolarla Rosemary Beach sahiline varmış nihayet. 

Ama bir bakıyor ki ortada babası filan yok! Blaire'in geri dönmek için cebinde parası yok! Gidebileceği yer yok! Müthiş çaresiz durumda anlayacağınız.

Sonra Rush isimli bir karakter giriyor devreye. Kötü çocuk imajlı bir genç bu çocuk. 

Giriş için bu kadar bilgi yeterli :D

Kitap size klişe gelebilir. Yani klişe cümleler var bolca. Ama güzel bir kurgu var. Finalde sağlam bir darbe var. Seveceğiniz, boğmak isteyeceğiniz karakterler var. Ve ben yazarın sağlam bir kadın karakter yazdığı düşünüyorum. Bazı noktalarda Blaire öyle şeyler yapıyor ki içinizin yağları eriyor, 'Yürü be kızım!' demek geliyor insanın içinden :D

Son olarak yazar bu seriyi 15 kitap!!! olarak planlamış. En son baktığımda 8-9 görünüyordu, ne ara 15'e çıktı anlamadım :D :D :D Son iki kitabın isimleri henüz belli değil gördüğünüz üzre. Seri sıralamasını yazarımız şöyle belirlemiş :

1. Fallen Too Far (Rush & Blaire)

2. Never Too Far (Rush & Blaire)

3. Forever Too Far (Rush & Blaire)

4. Rush Too Far (Rush & Blaire)

5. Twisted Perfection (Woods & Della)

6. Simple Perfection (Woods & Della)

7. Take A Chance (Grant & Harlow)

8. One More Chance (Grant & Harlow)

9. You Were Mine (Tripp & Bethy)

10. Kiro's Emily (FREE novella)

11. When I’m Gone (Mase & Reese)

12. When You're Back (Mase & Reese)

13. The Best Goodbye (Captain)

14. Title TBA (Nan)

15. Title TBA (Dean)


Yanlarda gördüğünüz isimlerden Rush, Blaire, Woods, Grant, Bethy ve Nan'le ilk kitapta tanışacaksınız. Benim favorim Woods'tu ama seri tamamlanınca ne düşünürüm bilemiyorum şu an. Baksanıza, 15 kitap!!!! Vay arkadaş :D

Şu sıralar çoğu okurda bir okuyamama durumu söz konusu. Eğer böyle kitapları seviyorsanız ve okuyamama durumuna yakalandıysanız ideal seçimdir. 

Sevgiler :)




Search

Gelenimiz Gidenimiz :)

İzleyİcİler

Neler okuyorum?

Her Gün
Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler
Middlesex


Angel's books's favorite books »

2022 Reading Challenge

2022 Reading Challenge
angelsbooks has read 2 books toward her goal of 100 books.
hide

Angel's books's bookshelf: read

Yakıcı Sır
Korku
Kimi Seçtiğine Dikkat Et!
Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
Kalpsiz
Barbarlar Şehri


Angel's books's favorite books »
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popüler Yayınlar

Bumerang - Yazarkafe