17.08.2015

VE.. SONRAKİ HAYATTAN KIRK ÖYKÜ - Sum: Forty Tales from the Afterlives by David Eagleman






Kitap Adı : Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü

Yazar Adı : David Eagleman
Çevirmen : Duygu Akın
Orjinal Adı : Sum: Forty Tales from the Afterlives
Tür : Bilim - Kurgu, Kısa Hikaye
Sayfa Sayısı : 128
Yayınevi : Domingo Yayınevi /2010
GR Puanı : 4.14 


Arka Kapak : Guardian, Chicago Tribune, Scotsman ve Barnes and Noble 2009'un en iyi kitapları seçkilerinde

-"Bu yıl Eagleman'ın 'Ve...'sinden daha baş döndürücü bir kitap okuyamazsınız." Stephen Fry

-"Küçük bir büyük fikirler kitabı...Her öykü yeni bir Cennet." Brian Eno

-"Eagleman gerçekten farklı. 'Ve...'yi okuyun, büyülenin. Tekrar okuyun, tekrar büyülenin." Time

-"Bu nefis ve düşündürücü öykü derlemesi, son sayfa çevrildikten çok sonralari dahi okuyucunun zihnine musallat olmayi sürdüren o tuhaf, sınıflandırılması güç kitaplar kategorisine ait." Alexander McCall Smith, NY Times

-"Şaşırtıcı derecede orijinal... Dudak uçuklatacak kadar dahice." Geoff Dyer, Observer

-"'Ve..' dünyanızı ihtimaller ile zenginleştirecek ve bunu yaparken size bir insanın hayal gücünün ne kadar derin ve gizemli olabileceğini gösterecek." Mary Postgate, Scotsman

-"Gerçekten muhteşem. Öykülerin yaratıcılığı, anlaşılırlığı ve zekiliği ile tüm kitaba hükmeden dinginlik birleşerek ortaya tamamen özgün bir yapıt çıkarıyor." Philip Pullman

Öldükten sonra başımıza neler gelir? Ve bu insanlığımız hakkında bize neler söyler?

Sonraki hayatta Tanrı'nın bir bakteri boyutunda ve varlığınızdan tamamen bihaber olduğunu keşfedebilirsiniz ya da yanınızda yalnızca hatırladığınız insanları bulabilirsiniz. Kimi sonraki hayatlarda tüm yaşlarınıza ayrılmış halinizdesinizdir, kimisinde kredi kart kayıtlarınıza bakılarak yeniden yaratılırsınız, kimisindeyse aslında olabileceğiniz ama olmadığınız kişiliklerinizin moral bozucu varlıklarıyla birarada yaşamanız gerekir.

Eagleman aynı anda hem komik, hem hüzünlü hem de sarsıcı olabilen kurmaca öyküleriyle geleneksel kavramlar kulesini yerle bir ediyor ve bizlere kendimizi 'burada' ve 'şimdide' görmemizi sağlayan, büyüleyici bir mercek sunuyor. Dudak uçuklatıcı bir hayal gücüne dayanan bu öykülerin kökleri bilime, romantizme ve gizemli varoluşumuza yönelik huşuya dek uzanıyor. Bu kitap, ölüm, ölümsüzlük, ümit, aşk, biyoloji ve insanlığımızın yepyeni çehrelerini ortaya çıkaran arzunun bir karışımı.



Çok farklı bir deneyimdi.

Psikolog bir arkadaşımın kitaptan bahsetmesiyle ilgimi çekince, kitap elime geçer geçmez okumaya başladım. Zaten kısa bir kitap ama dolu bir kitap.

Yazarın daha önce okuduğum başka bir kitabı yok. Ama ilginç bir adam olduğunu söyleyebilirim. Özellikle ilgimi çeken bir bölüm var ki beni epey şaşırttı. 'Türler Basamağında İniş' bölümü değişik bir bölümdü benim için. Buradan yaşadığım deneyimi paylaşmayacağım. Spoiler olmasın. Benim yaşadığım gibi bir durum yaşama ihtimaliniz yüksek çünkü.

Bu kitap için biraz donanım sahibi olmak gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde pek bir şey ifade etmeyebilir size. Zaten kitap kısa olduğundan çabuk bitiyor ama daha uzun olaydı benim sıkılma ihtimalim epey yüksekti.

Kitapta küçük hikayeler var. Ölümden sonraki hayatla ilgili görüşlerini paylaşıyor yazar. Yalnız bunlar biraz değişik görüşler, uyarmadı demeyin :)


Sevgiler :) 

13.08.2015

FRINGE (2008 - 2013 / DİZİ)





Dizi Adı : Fringe (5 sezon)

Orjinal Adı : Fringe
Yönetmen : Brad Anderson, Joe Chappelle
Senaryo : J.J. Abrams, Alex Kurtzman, Roberto Orci
Yapım Yılı : 2008 - 2013
IMDb Puanı : 8.5
Tür : Bilim - Kurgu, Dram, Gerilim, Gizem
Süre : 43 dk.


KonusuBilimkurgu, drama ve gerilimin iç içe geçtiği yapımda bir özel ajan, bir bilim adamı ve oğlundan oluşan üçlümüz, bir dizi inanılmaz olayla bağlantılı ölümcül bir gizemi çözmeye çalışıyorlar... Tüm yolcuların ve mürettebatının ölmüş olduğu, içinde hiçbir hayat belirtisi bulunmayan bir uçak Boston Logan Havalimanı'na iniş yapar... Bu gizemli olayı araştırmak üzere, FBI Özel Ajanı Olivia Dunham (Torv) görevlendirilir. Ancak araştırma esnasında ortağı Özel Ajan John Scott (Valley), ölümün kıyısına gelir. Çılgına dönen Dunham, umutsuzca ona yardım edecek birilerini aramaya başlar. Bu durum, özel ajanımızı günümüzün Einstein'ı Walter Bishop'a (Noble) götürür. Ancak Bishop, 17 yıldan fazla zamandır akıl hastanesindedir ve ona ulaşabilmenin tek yolu da asi oğlu Peter'ı (Jackson) yardım etmeye ikna etmekten geçer. Özel Ajan Philip Broyles'ın (Reddick) emrindeki üçlümüz, zamanla o ölümcül uçakta yaşananların, çok daha büyük ve şok edici bir gerçeğin sadece ufak bir parçası olduğunu keşfedeceklerdir...



Dizi sohbeti açıldığında önereceğim ilk dizilerden biri olan Fringe'ten bahsetmek istiyorum sizlere.

Bilim - Kurgu seven biriyseniz kesinlikle kaçırmamanız gereken bir dizi. Yalnız şöyle bir talihsizliği oldu. Kanal ya da şirket anlaşmazlığı kaynaklı dizi kısa kesildi. Aslında 8-9 sezon planlanıyordu ama 4. sezon bittikten sonra anlaşmaya varamadıkları için en son yayınlanacak olan sezon, 5. sezon olarak izleyicinin beğenisine sunuldu. Ben ve benim gibi bu diziyi seven bir çok kişi de üzüldü tabii.

Dizinin bir sürü, bir sürü, bir sürü afişi var. Bir kaç örnek göstereceğim, seçmek zor oldu :D

            

 Bunlarda bölümlerin arasına sıkıştırılan ufak görüntülerden yapılan afişler :


 Favorimi sormayın, yok çünkü. Seçemem, mümkün değil :))

Diziyi bilen biliyor ama daha önce hiç duymamış çok kişiyle karşılaştım. O yüzden biraz bahsetmekte fayda var.

Ana karakterlerimizden Olivia Dunham (Anna Torv) bir FBI özel ajanıdır. (Kendisi, diziyi izlediğinizde sizinde farkedeceğiniz üzre soğuk yapıda bir karakter.) Kendisi gibi ajan olan ortağıyla aynı zamanda sevgilidir. Fakat işleri gereği bu ilişkiyi gizli saklı sürdürmektedirler. Gün olur Olivia'nın sevdiği adam ölümle burun buruna gelir. Bu durum karşısında zeki ajanımız, sevdiğini kurtarmak için elinden geleni ardına koymaz, arar tarar, sorar soruşturur. En sonunda günümüz Einstein'ı kabul edilen Walter Bishop'a (John Noble) ulaşır. Fakat bu zeki adam çok uzun süredir bir akıl hastanesinde hayatını devam ettirmektedir. Onu dışarı çıkarmanın tek yolu da oğlu Peter Bishop'la (Joshua Jackson) iletişime geçip, babasının dışarı çıkmasına onay vermesini sağlamaktır.



Peter babasının akıl hastanesinden çıkmasına yardım eder ama babası Peter'ın gitmesini istememektedir. Bu sayede bu üçlü bir araya gelip gizemli olaylar üzerinde çalışmaya başlarlar.

Genellikle her bölüm farklı bir gizemi konu alan dizi, altta yatan ana konuya da ara ara değinip izleyiciye ufak ipuçları gönderiyor. Sonunda resmin tamamını görmenizi sağlıyor.


Dizinin senaristlerinden J.J. Abrams, aynı zamanda büyük beğeni toplayıp yaptığı finalle izleyiciyi epey hayal kırıklığına uğratan Lost (2004 - 2010) dizisinin de yapımcılığını üstlenmişti. Lost'un finalini Fringe dizisine giriş gibi göstermeye çalıştıklarını düşünüyorum ben. Yani önce Lost izleyip ardından Fringe'e geçerseniz biraz anlamlı gelebilir yaptığı şey.


Tabii bu söylediğim bu iki diziyi ya da Fringe'i hiç izlememiş olanlarınız için geçerli. Ben senaristlerin, Lost'ta anlatamadıklarını Fringe'le anlatmaya çalıştıkları ve bunda da başarılı oldukları kanaatindeyim.

Konu çok başarılı, senaryo çok başarılı, görüntü çok başarılı, efektler çok başarılı. Oyuncular bir harika. Say say bitmiyor :)

Anna Torv'a alışmak benim epey zamanımı aldı. Çünkü gerçekten çok donuk bir yüzle, aynı mimikler, aynı ifadelerle oynuyordu. Yalnız bir sezon geldi ki işte o sezon Anna Torv oyunculuğunu konuşturdu.

Joshua Jackson için pozitife yakın hissediyorum kendimi. Yani onunda donuk olduğu çok yer var ama adam da en azından biraz mimik var. Arada kullanıyor filan :D


Dizinin favorisi ise kesinlikle John Noble!!!


Biz ailece Yüzüklerin Efendisi serisini çok seviyoruz. Bütün filmleri arşivimizde mevcut. John Noble Yüzüklerin Efendisi serisinde Denethor isimli Kral Vekilharcını canlandırmıştı. Heh işte o rolü oynadığından beri John Noble'a bir soğuğum bir soğuk anlatamam.


Fakat Fringe'i izledikten sonra adamın aslında ne kadar başarılı bir aktör olduğunu net bir şekilde anlamış oldum. Walter karakteri, kesinlikle Fringe'in gözbebeği. Öyle bir oynuyor ki sizi duygudan duyguya geçiriyor. Üzülmenize, ağlamanıza, gülmenize engel olamıyorsunuz!

Bölüm süreleri 43 dk. görünüyor ama ilk bölüm yaklaşık 1,5 saat. Gözünüz korkmasın, sadece ilk bölüm böyle :D

İlk sezonun fragmanına bir bakın isterseniz :)




İzlenir, izletilir! 

Sevgiler :)


KARŞINIZDA YENİ KİTAPLIĞIM :)

Sosyal medya hesaplarımda aldığım yeni kitaplığı paylaşmıştım. Gözümün nuru bloğumda yayınlamazsam ayıp etmiş olurum değil mi? :)

Daha önce de bir kitaplığım vardı. 4 raflı eni geniş, ama ufak bir kitaplıktı. Artık heryeri kitap dolmuştu. Yani yeni bir kitaplık bakma zamanı gelmişti.



Ben zaten kitaplarımın düzenli olmasından yanayım. Dağınık, sıkışık ve karışık kitaplıklar bana hitap etmiyor. Neyse işte bende arayışa geçtim ve tam olarak istediğim olmasa da uygun ve güzel bir kitaplık seçtim :)

Tabii kitaplık için yer ayarlamak, montaj, sabitleme işleri epey uğraştırdı.Yorucu ama keyifliydi.

Sonra da devreye kitaplık yerleştirme işi girdi. Yaptıklarım içinde en keyiflisi de kitaplık düzenlemeydi :D


Son durum böyle ama tüm kitaplarım burada değil. Yani bu cici kitaplık bana yetmedi demek oluyor bu :/

Kitaplığımı düzenlerken ufakta bir video hazırladım, iyi seyirler ;)


Fotoğraflar tam görünmüyor, onu da benim acemiliğime ve programın azizliğine verin :D

Sevgiler :)



12.08.2015

ÇİRKİN AŞK - Ugly Love by Colleen Hoover







Kitap Adı : Çirkin Aşk

Yazar Adı : Colleen Hoover
Çevirmen : Kübra Tekneci
Orjinal Adı : Ugly Love
Tür : Yeni Yetişkin, Aşk
Sayfa Sayısı : 368
Yayınevi : Epsilon Yayınları /2015
GR Puanı : 4.33 


Arka Kapak : New York Times'ın çok satan yazarı Colleen Hoover yürekleri sızlatan yeni bir aşk hikâyesiyle
geri dönüyor.

Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer'la tanıştığında, bunun ilk görüşte aşk olduğunu düşünmez. Birbirlerini arkadaş olarak görecek kadar bile iletişim kurmazlar. Tate ve Miles'ın tek ortak noktası birbirlerine karşı inkâr edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularını açıkça ortaya koyduklarında, kusursuz bir planları olduğunu anlarlar. Genç adam aşk peşinde değildir, genç kadının ise aşka ayıracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalır. Tate, Miles'ın ona sunduğu iki kurala uyduğu sürece anlaşmaları şaşırtıcı bir şekilde sorunsuz olacaktır.

Asla geçmişim hakkında soru sorma. Bir gelecek bekleme. İdare edebileceklerini düşünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadığını anlarlar.

Kalplere sızılıyor.
Sözler bozuluyor.
Kurallar çiğneniyor.
Aşk çirkinleşiyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Merhabalar :)

Filmini beklediğim kitaplar arasına bir yenisi daha eklendi. Karşınızda Çirkin Aşk!

Film duyurusu uzun zaman önce yapılan kitap nihayet çevrilip ülkemizde satışa sunuldu. Zaten daha önce bana tavsiye edilmişti kitap. Çıkınca hemen aldım ve elime geçer geçmez okumaya başladım. Film uyarlamasının ufak bir tanıtımı yapıldı. Benim de Çirkin Aşk maceram bu videoyla başlamış oldu. İşte karşınızda Miles Archer :) 



Şu videoyu bir tam ekran izleyin bence :D

Filmin vizyon tarihi 1 Şubat / 2016 olarak duyuruldu. Tarih böyle ama, Sevgililer Günü vizyona girme ihtimali var gibi geliyor bana. Şu anda iki oyuncu belli. Biri başrollerimizden Miles Archer'ı oynayacak olan Nick Bateman, diğeri de Tate karakterinin abisini Corbin karakterini oynayacak olan Cody Hackman.


Videoda duyduğunuz fon müziğini, Beyonce'un Grinin Elli Tonu için yeniden mikrofon başına geçip seslendirdiği Crazy in Love'a benzetiyorum. Bu müziği kullanırlarsa eğer, fikrim şarkının bu filme çok daha fazla yakışacağı yönünde. Grinin Elli Tonu'nda da müziklerin kullanımına bayılmıştım ama şu haliyle bu filme daha bir oturacak gibi :)

Kitaba geleyim mi artık :D

Öncelikle belirtmem gerekiyor ki Colleen Hoover geçmiş travmasıyla yaşayan karakterleri kullanmaya bayılıyor. Bu yazarın okuduğum 4. kitabı ve bütün kitaplarında aynı durum mevcut. İşin iyi yönü şu, yazarın henüz kendini tekrar ettiğini görmedim. 

Tate isimli genç kızımız yüksek lisans yapabilmek için abisinin yanına taşınıyor. Kendine ev bulana kadar geçici süreliğine abisine misafir olacak. Hayatında kimse yok, çünkü eğitimini tamamlaması için bütün vakit ve enerjisini okuluna harcaması gerek. 

Miles'la tanışmaları da ilginç ama burada tanışmalarına değinmek istemiyorum. Bu tarz kitapların keyfi böyle ufak anların okunuşunun etkisiyle artar. Ben keyfini çıkardım, sıra sizde yani ;)

Miles ve Tate'in aralarında birbirlerine karşı bir çekim başlar ve bu çekime bir türlü karşı koyamazlar. Sonunda anlaşırlar, ilişkilerini basit düzeyde tutup, seksle sınırlandırmaya karar verirler. Bu yönde karar vermelerindeki en büyük etken Miles'tır. Çünkü kendisi asla bir ilişki istememektedir. Kendini kaptırması halinde de Tate'in üzüleceğinin farkındadır. Bu yüzden en baştan Tate'le konuşmasını yapar. 'İki kuralım var,' der. 'Asla geçmişim hakkında soru sorma ve sakın bir gelecek bekleme.'

Böylece ilişki olmayan ilişkileri başlamış olur. 



Kitapta ilk önce Tate'le tanışacaksınız. Sonra aralara Miles'ın geçmişi girecek. Gizem sonuna kadar devam edecek. Kitap bitince de kapağın ne kadar anlamlı olduğu dikkatinizi çekecek. 

Ben kapağını çok sevmiştim. Okuduktan sonra daha da değerlendi gözümde.

Kitaba 4 puan verdim. Yani puan kırdım çünkü günümüzün anlatıldığı kısımlarda gözlerimi biraz fazla devirmiş olabilirim. Zaten okurken bir şeylerin geleceğini biliyorsunuz ve tahmin yürütmeye başlıyorsunuz. Elinizde bir kaç seçenek var. Birinden biri tutuyor. O yüzden bu kitap için öyle çok yüksek beklentilere filan girmeyin. Okuduklarınızdan etkilenmeniz güçleşmesin. 

Ben filminin çok daha etkili olacağı kanısındayım. Umarım hayal kırıklığı yaşamam. Film emin ellerde, güzel bir senarist ve iyi bir yönetmenle pişsin istiyorum. Her zamanki 'kitap çoook daha güzeldiii' şikayetinde bulunmayayım istiyorum. Bir an önce izlemek istiyorum :D

Okumaya karar verenlere keyifli okumalar şimdiden ;)

Sevgiler :)



10.08.2015

Yağmur Yağarken - When It Rains by Lise De Jong




Kitap Adı : Yağmur Yağarken (Rains, #1)

Yazar Adı : Lisa De Jong
Çevirmen : Duygu Yücel
Orjinal Adı : When It Rains (Rains, #1)
Tür : Yeni Yetişkin, Aşk
Sayfa Sayısı : 400
Yayınevi : GO! Kitap /2015
GR Puanı : 4.34 


Arka Kapak : Hayatım bir gecede sonsuza dek değişti.

Beau benim ilk aşkımdı. Sonra her şey altüst oldu. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Ona nedenini söyleyebilsem keşke. Ama söyleyemem. Hiç kimseye söyleyemem. Ona ne kadar ihtiyacım olduğunun farkında bile değilmişim. Ta ki gidişiyle yapayalnız kalana kadar.

Sonra Asher Hunt çıkageldi. Büyüleyici bakışları ve muzip gülümsemesiyle... Herkes ondan uzak durmamı söylüyordu. Oysa onun tek yaptığı beni esir alan acılarımı dindirmekti.

Ben, kaderimin o yağmurlu gecede mühürlendiğini sanıyordum ama Asher bana bunun sadece yeni bir başlangıç olduğunu gösterdi. Beni kurtardı. Bana yeniden umut verdi. Ama şimdi hayatım bir sır yüzünden bir kez daha altüst olmak üzere… 
(Tanıtım Bülteninden)

Merhabalar :)

Bugünkü kitabımız biraz ağlatacak türden. 
Sevgili Kristal Kitap'ın epey övgüsünü aldı kitap. Bende elime geçer geçmez sırayı bu kitaba verdim.

Dilinin basit olduğunu söylemem gerek. Diğer günümüz kitaplarında alışık olduğunuz türden bir anlatımı var. Yormuyor.

Konu, kitabın ana karakterlerinden Kate isimli kızımızın başından geçen travmayla başlıyor. Bu travmanın ne olduğunu siz okuyup görün. Olay sonrasında Kate kendini çevresinden tamamen soyutluyor. En yakın arkadaşı Beau'la bile arasına mesafe koyuyor ki bu çocukla 5 yaşından beri çok yakın arkadaşlar. Aynı zamanda Beau, Kate'in ilk aşkı. 



Daha sonra da Asher Hunt isimli bir karakterle tanışacaksınız. Tatlı Asher... 

Kitapla ilgili saçma sapan bir sıkıntım vardı. Beau! Karakterden bahsetmiyorum, isimden bahsediyorum :D Bu ismi nasıl okuyacağımı bilemedim bir türlü. Beau diye tam okusam olmuyor. Biyu desem ı ıı. Okunuşuna baktım, Bou gibi bir okunuşu var. Kelimenin yazılışıyla bağdaştıramadım bir türlü. Neyse işte saçma sapan bir sıkıntıydı dediğim gibi. Paylaşmak istedim sizlerle :D




Kitaptan puan kırdım, beni ağlatmasına rağmen kırdım. Neden? Çünkü kurgu bana hiç sürpriz yaşatmadı. 'Böyle çıkmasın' dediğim herşey öyle çıktı ne yazık ki. Bu yönden hayal kırıklığı yaşattı bana. 

Ama güzel olan yanı, ne geleceğini bilmeme rağmen gözyaşlarıma hakim olamamamdı. En son 'Senden Önce Ben' isimli romanı okuduğumda salya sümük ağlamıştım. (Okumaya devam etmeye çalışırken gözyaşlarının habire engel olması da ayrı bir zorluk yaşatıyor insana!) Bu kitapta o kadar çok ağlamadım ama bana o duyguyu yaşattı netice itibariyle.

Bu kitabın daha eğlenceli bir versiyonu da geldi ülkemize. İsmini burada söylemek istemiyorum. Ciddi bir spoiler olacak çünkü. :D

Kitabın kapak resmini çok sevdiğimi de söylemek istiyorum :)

Duygularınızın sömürülmesine hazır olun dostlar!

Sevgiler :)

3.08.2015

Her Gün - Every Day by David Levithan






Kitap Adı : Her Gün (Her Gün, #1)

Yazar Adı : David Levithan
Çevirmen : Derya İmer Aydınlık
Orjinal Adı : Every Day (Every Day, #1)
Tür : Genç - Yetişkin, Fantastik
Sayfa Sayısı : 336
Yayınevi : Pegasus Yayınları /2015
GR Puanı : 4.00 


Arka Kapak : Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu hayat. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.

"Yepyeni, eşsiz, komik ve canınızı acıtacak kadar dürüst. Levithan, insanın kendisi gibi hissedememesi ve nereye ait olduğunu bilememesine dair ikilemi müthiş bir şekilde kaleme almış. Bu kitabı okumakla kalmadım, âdeta içime çektim."
-Jodi Picoult, #1 New York Times çoksatan yazarı-

"Levithan, okuyucuları ele geçirecek, karşı konulmaz bir eser yaratmış… Her Gün, bir üslup denemesi ve hayal gücü deneyi…"
-Booklist-

A'nın arkadaşı yok. Ebeveyni yok. Ailesi yok. Mülkü yok. Evi bile yok. Çünkü her gün başka birinin bedeninde uyanıyor. Her sabah farklı bir yatak. Farklı bir oda. Farklı bir ev. Farklı bir hayat.

Rhiannon'la tanıştığı anda ona âşık olan A için, gece çöktüğünde her şey sona ermiştir. Çünkü hiçbir zaman bir insanın bedenine ikinci kez girememektedir. Ancak A, genç kızı aklından çıkaramayınca ve Rhiannon onun yaşama sebebi haline gelince her gün, farklı hayatlar yaşamış farklı bedenlerde ona geri dönmeye çalışacaktır. Bir de onu aşkına inandırmaya…

  Kitaba övgüler:

-New York Times çoksatanı
-School Library Journal, 2012'nin En İyi Gençlik Kitabı
-Kirkus Reviews, 2012'nin En İyi Gençlik Kitabı
-Booklist, 2012'nin En İyi Gençlik Kitabı
-Amazon, 2012'nin En İyi Kitabı
-Barnes & Noble, 2012'nin En İyi Kitabı
-2012 Cybils Genç Blogger'ların Edebiyat Ödülü Finalisti
-YALSA, 2013'ün En İyi Gençlik Kitapları Seçkisi
-Amerikan Kütüphaneler Birliği, 2013'ün En İyi Gençlik Kitabı
-2013 Lambda Edebiyat Ödülü Finalisti


"Yılın en yaratıcı gençlik romanlarından biri." 
-OUT Magazine-

"İçinden zekâ taşıyor. Levithan sadece ustaca şaşırtmacalarla değil; A'nın zorluklarla edindiği yalnızlık, kimlik ve sevgiye dair bilgeliklerle de elinden bırakamayacağınız bir roman kaleme almış. 'Sadece bir günlüğüne dahi olsa ben değil de sen olmak nasıl olurdu?' sorusunu cevaplayarak bir zorbaya bile empati öğretmesi mümkün." 
-Entertainment Weekly-

"Levithan'ın bilinçli, analitik üslubu, kurguyla bire bir örtüşüyor. Aşk, özlem ve insan doğasına dair derin düşünceleri A'nın yolculuğunda vücut buluyor. Okuyucular, yazarın şiirsel kelime oyunları ve ahenkli üslubuyla tazelenecekler. İnsanı büyüleyen, düşüncelere sevk eden ve sevginin fiziksel görünüşü ve cinsiyeti aştığını hatırlatan bir kitap." 
-Kirkus Reviews-

"Eşsiz olduğu kadar çekici bir roman… Gençler, A'nın ziyaret ettiği bedenler ve karşılaştığı ikilemlere dair düşüncelerini merakla okuyacaklar. Levithan aile içi dinamikleri, ilişkileri, önyargıları ve cinselliği cesurca ele almış." 
-VOYA-

"Levithan'ın empati yeteneğini gözler önüne serdiği gibi, mutluluk ve gerçek aşka dair iyimserlik dolu kısımlar keyifle okunuyor." 
-New York Times Book Review-

"Komik ve aşkın ta kendisi gibi… ihtişamlı bir kitap." 
-Los Angeles Times-

"Levithan bir edebiyat dehası. Üslubu müthiş… gerçekten kusursuz. A'nın sürekli değişen bir dünyada aşkı sonsuz kılma yolculuğuna herkes tanık olmalı." 
-Romantic Times-

"Öykünün her adımı okurlara gerçek gelecek ve güçlü duygular hissettirecek. Özellikle de aşkın doğasına dair konuşturacağı kesin..." 
-School Library Journal-

"Levithan okuyucuları ele geçirecek, karşı konulamaz bir eser yaratmış… Her Gün, bir üslup denemesi, hayal gücü deneyi ve okurların başka birinin, tam olarak A'nın hayatını ziyaret etmeleri için kaçırılmaması gereken bir fırsat." -Booklist-

"Yüreğinizi burkacak en harika aşk hikâyesi; yüreğinizi burkacak (ve iyileştirecek) en muhteşem hayat hikâyesi." -Lauren Myracle, New York Times çoksatan yazarı-

"Bir yuvaya ve sevgiye ki ikisi de aynı şeydir asla erişemeden, her gün başka biri olan, sonsuza dek bir kısır döngüye hapsolmuş 'A' da Uçan Hollandalı ve diğer lanetlenmiş gezginler arasında yerini alıyor. Bir avarenin gezi günlüğü gibi başlayan bu sürükleyici kitap, uzanıp empatiye kollarını doluyor ve felsefeyle çınlayan bir romana dönüşüyor." 
-Virginia Euwer Wolff, National Book Award ödüllü yazar-

"Levithan'ın sıradışı hikâyesi, gençleri, ruhun özünün değişmezliğini düşünmeye sevk edecek. A, on altı yıl boyunca ziyaret ettiği binlerce yaşamdan edindiği bilgelikle inanç, aşk, rüyalar ve ölümden bahsediyor ve insanların birbirinden aslında hiç de farklı olmadığını bizzat kanıtlıyor." 
-Shelf Awareness-


Yaa, işte durum böyle :)

Bir çok övgü almış ve bir çok yerde ödül kazanmış bir kitap bugünkü konumuz... 


Kitapla ilgili konuşmak yersiz geliyor. Neresinden anlatılır, anlatılabilir mi? Basit bir gençlik aşkı dozunda başlayan bir hikaye ama sizi öyle yerlere sürüklüyor ki...

Epey hüzünlü bir kitap. Finaliyle de tüylerimi diken diken etti, ağlamadım ama ağlamama ramak kalmıştı kesinlikle...

Yazar her soruna ince ince dokunup, ustaca işlemiş. Zaten çok akıcı ve yazarın öyle güzel nokta atışları var ki, kitapta işaretli bir sürü yerim var. Kitapla ilgili gerçekten bir şey söylemeye gerek yok. Okuyun ve kendiniz görün. Ben kitabın sonuna kadar arkasındayım!

Bu yazıda alıntılarımı paylaşmak istiyorum sizlerle... 

İnsanlar hakkında birçok şeyi, anlattıkları hikâyelerden öğrenmek mümkün ama onları tanımak için şarkılara eşlik etme şekillerine, pencereleri açık mı kapalı mı tuttuklarına, haritaya göre mi dünyaya göre mi yaşadıklarına, okyanusun çekimini hissedip hissetmediklerine de bakılabilir. (Syf.18)


"...Pencereden dışarı bakmak yerine pencerenin öbür tarafında olmak güzel..." (Syf.19)


Devasa bir şey tecrübe ettiğinizde nereye bakarsanız o oradadır ve dediğiniz her kelime olmak ister. (Syf.36)


Nezaket, kim olduğunuzla ilişkilidir, kibarlık ise nasıl görünmek istediğinizle. (Syf.60)


Sanki, birini sevdiğinde sebebin oluyorlar. (Syf.73)


İstediğinizi elde edemediğinizde zalimleşebiliyorsunuz. (Syf.189)


Kendi gerçeğinizin sınırları içinde yaşamak istediğinizde başlarda acı veren ama en sonunda rahatlatan keşfetme sürecinden geçmeniz gerekir. (Syf.257)


Bu kitaba dair şöyle bir tavsiye verebilirim. Eğer John Green okudunuz ve kalemini sevdiniz ise David Levithan'ı kesinlikle okuma listenizin baş köşesine ekleyin!

Search

Gelenimiz Gidenimiz :)

İzleyİcİler

Neler okuyorum?

Her Gün
Kızıl Gökler Altında Kızıl Denizler
Middlesex


Angel's books's favorite books »

2022 Reading Challenge

2022 Reading Challenge
angelsbooks has read 2 books toward her goal of 100 books.
hide

Angel's books's bookshelf: read

Yakıcı Sır
Korku
Kimi Seçtiğine Dikkat Et!
Kime Dokunduğuna Dikkat Et!
Kalpsiz
Barbarlar Şehri


Angel's books's favorite books »
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popüler Yayınlar

Bumerang - Yazarkafe