Film Adı : Tatil
Orjinal Adı : The Holiday
Yapım Yılı : 2006
Yönetmen : Nancy Meyers
IMDb puanı : 6.9
Tür : Romantik, Komedi
Süre : 138 dk.
Bana sayfalarca üzerine yazabilecekmişim, ama yazmaya başlayınca anlatmak için kelime bulamayacakmışım hissi veren nadir filmlerden biri oldu bu film.. Tesadüfen, amaçsız, önerisiz aldığım, 'bir bakalım' diye izlemeye başladığım yapım.. Hayran olup çıkacağım aklımın ucundan geçmezdi!
İlk durağım filmin konusu! Hani yabancıların çılgınlıklarına filmlerden de gördüğümüz kadarıyla alışığız. Görmedikleri, tanımadıkları, dillerinden bir haber oldukları ülkelere giderler. Bu filmde olay biraz daha ilginç. Bilinmeyen bir yere gitmekle kalmayıp, ev, araba, eşya ne varsa bir süreliğine takas ediliyor. Amanda ve Iris, birbirlerini hiç tanımayan fakat duygusal anlamda aynı kulvarda ilerleyen kişilerdir. Iris Noel tatili için, karşılıklı ev değişimi yapan bir siteye evinin ilanını vermiştir. Bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyen Amanda ise tatil için yer araştırırken kendini Iris ile anlaşma yapmış halde bulur. Ve bu iki umutsuz kadın 2 haftalık bir maceraya kucak açarlar. Şahsi fikrim, bu ev değişimi olayı benim için fazla uç ve böyle bir delilik yapabileceğimi sanmıyorum! Gerçekten büyük cesaret ister.
İkinci durak filmin süresi! Uzun evet. Ama filmin öyle güzel bir atmosferi varki, bu uzun görüntü bana kendini hiç hissettirmedi. IMDb'nin anti romantik - komediciliğine bol bol şahit oluyorum. Bu tutuma rağmen 7.0'ye yakın bir puan alması, her ne kadar IMDb'ye güvenimi kaybetmiş olsamda, izlemek isteyenler için gösterilecek noktalardandır.
Dördüncü durak senaryo! Filmi mükemmelleştiren iki unsur, oyunculuklar ve senaryo. Film hikaye tadında başlıyor. Oyuncular yaşıyor, sızıntı halinde de izleyiciye yaşatıyor. Bir bakıyorsunuz ki birileri hislerinize tercüman olmuş!
Gözyaşlarıma hakim olamadığım bir sahne vardı, çok anlamlıydı. Senaryoda bir noktaya takıldım. Ama filmin büyüsü bu kusuru silmeye yeter de artar bile. Beni irite eden tek noktaysa Jack Black'ti. Ona şahsi bir antipatim var zaten ama onun yerine daha sevimli biri oynasaymış kendi adıma daha mutlu olurdum.
Favorilerime girmiştir. Benim film zevkime tam anlamıyla hitap etmiştir. Bu nedenle benim için arşivliktir. Orjinal dilinde izlemeniz de tavsiye olsun. :)

Orjinal Adı : The Holiday
Yapım Yılı : 2006
Yönetmen : Nancy Meyers
IMDb puanı : 6.9
Tür : Romantik, Komedi
Süre : 138 dk.
Bana sayfalarca üzerine yazabilecekmişim, ama yazmaya başlayınca anlatmak için kelime bulamayacakmışım hissi veren nadir filmlerden biri oldu bu film.. Tesadüfen, amaçsız, önerisiz aldığım, 'bir bakalım' diye izlemeye başladığım yapım.. Hayran olup çıkacağım aklımın ucundan geçmezdi!
İlk durağım filmin konusu! Hani yabancıların çılgınlıklarına filmlerden de gördüğümüz kadarıyla alışığız. Görmedikleri, tanımadıkları, dillerinden bir haber oldukları ülkelere giderler. Bu filmde olay biraz daha ilginç. Bilinmeyen bir yere gitmekle kalmayıp, ev, araba, eşya ne varsa bir süreliğine takas ediliyor. Amanda ve Iris, birbirlerini hiç tanımayan fakat duygusal anlamda aynı kulvarda ilerleyen kişilerdir. Iris Noel tatili için, karşılıklı ev değişimi yapan bir siteye evinin ilanını vermiştir. Bulunduğu ortamdan uzaklaşmak isteyen Amanda ise tatil için yer araştırırken kendini Iris ile anlaşma yapmış halde bulur. Ve bu iki umutsuz kadın 2 haftalık bir maceraya kucak açarlar. Şahsi fikrim, bu ev değişimi olayı benim için fazla uç ve böyle bir delilik yapabileceğimi sanmıyorum! Gerçekten büyük cesaret ister.
İkinci durak filmin süresi! Uzun evet. Ama filmin öyle güzel bir atmosferi varki, bu uzun görüntü bana kendini hiç hissettirmedi. IMDb'nin anti romantik - komediciliğine bol bol şahit oluyorum. Bu tutuma rağmen 7.0'ye yakın bir puan alması, her ne kadar IMDb'ye güvenimi kaybetmiş olsamda, izlemek isteyenler için gösterilecek noktalardandır.
Üçüncü durak oyunculuklar! Bu noktayı vurgulamak lazım. Her oyuncumuz ayrı yetenekli, fakat bir araya gelmek için çok doğru bir proje seçmişler. Ortaya müthiş bir enerji çıkmış. Cameron Diaz Amanda karakterini tam anlamıyla yansıtmış. Büründüğü güçlü kimlik, tatlı mimikler ve kendine karşı olabildiğince dürüst bir işkolik. Kate Winslet çok tatlı bir oyunculuk sergilemiş. Iris'in duygularını o kadar güzel yansıtmış ki çığlık attığı sahnede benimde içimden çığlık atmak geldi. Jude Law, en çokta onun oyunculuğunu sevdim. O yakışıklı, karizmatik görüntünün altındaki çaresiz ve sevimli adam çok etkileyiciydi. Ağladığı sahnede de içimden bir şeyler koptu sanki.
Dördüncü durak senaryo! Filmi mükemmelleştiren iki unsur, oyunculuklar ve senaryo. Film hikaye tadında başlıyor. Oyuncular yaşıyor, sızıntı halinde de izleyiciye yaşatıyor. Bir bakıyorsunuz ki birileri hislerinize tercüman olmuş!
Gözyaşlarıma hakim olamadığım bir sahne vardı, çok anlamlıydı. Senaryoda bir noktaya takıldım. Ama filmin büyüsü bu kusuru silmeye yeter de artar bile. Beni irite eden tek noktaysa Jack Black'ti. Ona şahsi bir antipatim var zaten ama onun yerine daha sevimli biri oynasaymış kendi adıma daha mutlu olurdum.
Favorilerime girmiştir. Benim film zevkime tam anlamıyla hitap etmiştir. Bu nedenle benim için arşivliktir. Orjinal dilinde izlemeniz de tavsiye olsun. :)


















